.
Bilirkişi: Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini ifade etmektedir.
Adli tıp Uzmanı, adli diş hekimi; kimya, biyoloji, biyokimya, fizik vb. lisans eğitimine sahip Fen Bilimci Adli Bilimler Uzmanı; hukuk, psikoloji, pedagoji, antropoloji vb. lisans eğitimine sahip Sosyal Bilimci Adli Bilimler Uzmanı; adli genetik uzmanı ve daha sayılamayan birçok disiplinde uzman ve akademisyene sahip İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde, adli tıp ve adli bilimleri ilgilendiren birçok konuda uzman mütalaası düzenlenebilmektedir.
Karayolları, yol çizgi, otokorkuluk, newjersey beton bariyer, asfalt onarım yapım, ses perdesi, trafik güvenliği, otoyol işletmeciliği gibi konularda uzun yıl deneyimlere sahibim alanımda faal şekilde çalışmaktayım
Bilirkişilik, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini ifade etmektedir. Uzman mütalaası ise, tarafların dava konusu ile ilgili olarak, uzmanından bilimsel değerlendirme almasıdır.
Bilirkişiyi mahkemeler seçmektedir. Bilirkişileri görevlendirilmesinde yargı çevreleri içinde yer aldıkları bölge adliye mahkemeleri adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenecek bilirkişi listelerinin gözetilmesi esası Hukuk Muhakemeleri Kanununun 268. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Uzman mütalaası ise, taraflar, cumhuriyet savcısı veya avukat tarafından konusunda deneyimli ve yetkin uzmanlardan alınmaktadır.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 67. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 293. maddesinde yer alan uzmanından bilimsel mütalaa alınabilmesi olanağıdır.
Taraflar, genellikle uzman görüşü alma yoluna adli makamlar tarafından alınan bilirkişi raporunun iddia ettikleri ya da savundukları hususu desteklememesi durumunda gitmektedirler.
Bu husustaki kuşkular sistemin güvenilirliğini en olumsuz etkileyen faktördür. Tarafsızlığa aykırı hazırlanmış bir uzman mütalaasının mevcut bilirkişi raporu ile oluşturacağı çelişki hakim ve/veya taraf vekillerince yöneltilen sorular ile ortaya çıkabileceği gibi karşı tarafın sunacağı uzman görüşü ile de çürütülebilecektir.
Bu konudaki bir diğer önlem İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü gibi uzman mütalaası düzenleyen kurumların uygulamakta olduğu ücretlendirme sistemidir. Adli Tıp Enstitüsü’nde asgari ve azami ücretler belirlenmiş olup dosyanın ağırlığına ve mütalaaya katılacak uzman sayısına göre bu sınırlar arasında bir ücret belirlenmektedir. Ücret döner sermaye veznesine yatırılarak mütalaayı düzenleyen uzmanlara bu ücret içerisinden %50’yi aşmayacak şekilde pay verilmektedir. Alınan ücretin tarafların varlık ve refah düzeyine göre değil, olguya harcanacak zaman, emek, uzman sayısı ve bilgi düzeyine göre belirlenmesi ve asla ifrat bir ücret talep edilmemesi sistemin sigortası durumundadır.
Gerek CMK’nın 67/6., gerekse HMK’nın 293. maddelerinde uzman mütalaası için ayrıca süre istenmeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle yargılama sürecinin uzamasına doğrudan bir katkısı olmayacağı gibi bu müessese alet edilerek adaletin teessüsü geciktirilemez.
Alınan uzman görüşünün değerlendirilmesi ve tartışılması ise zaman ve emek kaybı değil aksine adaletli yargılamanın supabıdır. Dosya birinci derece mahkemede ne kadar çok tartışılır ise, üst mahkemelere gidiş ve üst mahkemelerden ret kararı o ölçüde azalacaktır.
Uzman mütalaasının hakim ve/veya cumhuriyet savcısı tarafından irdelenmesi zaman kaybı olmayıp bu sayede yargılama konusu olan olay hakkında uzman düzeyinde olmamakla birlikte vicdani kanaat teessüs edebilecek ölçüde fikir sahibi olunması sonucunu doğurmaktadır.
Bu husus bir ön yargı olmayıp doğru bir tespittir. Söz konusu eksikliklerin tespiti ve varılan bilimsel sonuca etkisinin ortaya konması uzman mütalaasının doğasında var olan ve bu müesseseyi yararlı kılan bir unsurdur. Özellikle ceza yargılamasında olmak üzere devlete bağlı birimlerin gerek soruşturma gerekse kovuşturma sürecinde etkin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde delil toplaması esastır.
Bu konuyu bir örnekle açıklamak gerekir ise cinsel saldırı mağduru olduğu iddia edilen bir kadının giysisinde tespit edilen ve şüpheliye ait DNA profili ile tam bir uyum içerisinde olan lekenin meni olduğunu ispatlayan testler (PSA, Çinko testi, Alkalen Fosfataz ve mikroskobik inceleme) yapılmadan veya eksik yapılarak karar verilmesi halinde bu eksiklikler uzman mütalaasının üzerinde duracağı en önemli husus olacaktır.
Bu ön yargı özellikle avukatlar arasında yaygın olarak dillendirilmektedir. Mahkemenin görevlendirmiş olduğu bilirkişi raporu ile tarafların alacakları uzman mütalaası arasında hukuken hiçbir fark bulunmamaktadır. Bununla birlikte, maalesef yukarıda belirtilen birçok nedenden dolayı uzman mütalaasına gereken önem atfedilmemektedir. Oysa, her ikisi de mahkeme nazarında takdiri deliller arasında yer almakta olup, hakimin uzman mütalaasına alınış yolu itibarı ile makul bir şüphe ile yaklaşması beklenir bir tutum olmakla birlikte, mütalaada yer alan tüm hususların dikkatle değerlendirilmesi, bu durumun zaman ve emek kaybı olarak görülmemesi gerekmektedir. Bu ön yargı avukatların uzman mütalaası talep etmelerinin önündeki en önemli engeldir.